Başkent'te şiir dolu bir gün

Ankara, geçtiğimiz cuma günü soğuk ve yoğun siyasi gündem içinde sıcak bir sanat etkinliğine sahne oldu: Serhat Şiir Akşamı.



Son zamanlarda Türkiye'nin her tarafında genellikle belediyeler tarafından desteklenen şiir akşamları düzenleniyor. Yağmur Dergisi'nin önderliğinde gerçekleşen toplantının farklılığı ise bir eğitim kurumunun himayesinde gerçekleşmesi. Samanyolu Eğitim Kurumları'nın desteklediği Serhat Şiir Akşamı'na kelimenin tam anlamıyla 'akşam' demek de pek doğru olmayabilir. Zira sabahtan başlayan oturumlar ve programlar gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etti.

Başkent'te gerçekleşen etkinlik, Türkiye'nin dört bir tarafından gelen kimisi öğretmen, kimisi editör, kimisi öğretim görevlisi pek çok davetlinin katıldığı kahvaltı ile başladı. Saat 11.00'de gerçekleşen oturumu, Mevlânâ'nın Mesnevi'sini manzum olarak Türkçeye çeviren şair Ahmet Metin Şahin, toplantıdaki şairlerin zahiren en yaşlısı ruhen de en genci olarak açtı. Şiirin ancak Allah'a müteveccih olduğunda bir mana taşıyabileceğini ifade eden Şahin, "Bir şiirin herkes tarafından anlaşılması mümkün olmayabilir. Fakat biz bu dilin ve bu ülkenin şairi olarak yazmışsak, Edirne'den Kars'a kadar her insanın yazdığımızdan bir zevk alabilmesi gerekir. İşte şiirde ulaşmak istediğimiz temel hedef de budur." dedi. Hüseyin Kaya, yazmanın amacı noktasında herkesin istidadına göre zevk alabileceği şiir fikrini destekleyen bir konuşma yaptı. Kaya'nın şiir hakkındaki tanımı ise şöyleydi: "Şiir; gündelik hayatta gururu incinmiş kelimelerin gönlünü almaktır."

Ali Osman Dönmez ise Şuara Sûresi'nden bahsederek başladı konuşmasına. Sûrede geçen ayetleri okuduktan sonra şiir yazmakta zorlandığını ifade eden Dönmez, Sultan Veled'in şiir hakkındaki görüşlerini paylaştı. Mustafa Uçurum'un "Önce Müslüman'ız, şairlik ondan sonra gelir." sözü ise toplantının akılda kalanlarındandı. Seyit Nurfethi Erkal, Kur'an'a dayandırdığı konuşmasında şiirin kültürden çok irfana sırtını vermesi gerektiği üzerinde durdu. Bülent Gündoğan ise insanın yazdıklarının kutsal bir metin olarak algılanmaması gerektiğini ifade ederek, tartışmaya farklı bir pencere açtı. Oturuma Yaşar Beçene, Hasan Çağlayan, Kalender Yıldız, Ziya Paşa Akyürek, Ahmet Doğru, Sami Ünal gibi isimler de fikirleriyle katkıda bulundu. Öğleden sonraki etkinlikler ise yazarların okurlarıyla söyleşisi ve imza saati şeklinde gerçekleşti. Şairlerle okurun buluştuğu günün akşamında ise Ankaralı şiir severlerin doldurduğu salonda şairler şiirlerini okudu, neyzen Başar Dikici ve kanunî Yıldan Ergüzel konser verdi.